Kapıya yakın koltuğa yerleşip otobüsün kalkmasını bekledim.
- Kitabımı okuyorum.
Birden bacağımda hissettiğim ıslaklığın etkisiyle dikkatim dağıldı. Otobüsün tavanındaki klimanın suyu patpat ayağımın yanına düşüyordu.
- Kalkmak istemiyorum.
Bileğim biriken suyun üzerine düşen her damlada daha da ıslanıyor.
Bir kadın yanıma oturdu, kucağına damlayan suyu görünce yukarı baktı. Klimanın su akıttığını söyledim.
Kalktı ve arkamdaki koltuğa geçti.
- Kitabımı okumaya devam ediyorum.
Sanki arkamdaki kadın da kitabımı okuyordu. Bir adam otobüse bindi ve bu sefer yanıma o oturdu. Otobüste epey boş koltuk vardı aslında. Yanıma oturmayı seçiyordu her binen.
Adam feci sigara kokuyordu. O da damlayan suyu fark edince arkada başka bir yere geçti. Kalkmasına sevindim. Ancak koltuktan kalkarken elini yapıştırırcasına sımsıkı sarıldığı demire tüm sigara kokusunu bırakmıştı.
- Etrafa sinen sigara kokusundan midem bulanıyor, burnumu kapatarak kitabımı okumaya devam ediyorum.
Bileğim ıslanmaya devam ediyordu. Ne soğukluğu ne sürekliliği beni rahatsız etmemişti.
Şimdi de genç biri bindi otobüse, yanıma oturdu. Telefonuyla oynarken suyun bacağına damladığını fark etmedi. Otobüs sallandıkça damlalar hızlanmaya ve onu da rahatsız etmeye başladığında kalkıp o da kendine arka taraftan bir koltuk seçti. Bense artık onca boş koltuğa rağmen ne yanıma oturup kalkanlarla ne de bileğimi ıslatan ve farkında olmasam muhtemelen bana bir tuzak hazırlayabilecek o birikintiyle ilgilenmeyi bıraktım.
İneceğim durağa geldiğimde yerde birikmiş suyun üzerinden atladım, düğmeye bastım. Otobüsten indim ve damlayan sudan daha tehlikeli görünen insanlarla dolu yoluma devam ederek evime vardım.
Otobüste ne okuduğumu artık hatırlamıyorum.

*Bu yazı Trendeki Yabancı'da yayımlanmıştır.

You may also like

Back to Top