İrem Tok, Meydan Larousse Açık Hava Müzesi, Pilot Galeri, 2019 - Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Ansiklopedi (Encyclopédie): Modası geçmiş bir yapıt olduğu için Ansiklopedi’yle biraz acıyarak alay etmeli 
ve hatta ona şiddetle karşı çıkmalı.[1]

İrem Tok’un üretimlerinden oluşan Close-up sergisi Eylül ayında Pilot Galeri’de açıldı ve Ekim ayının sonuna kadar ziyaret edilebildi. Serginin bitişine denk gelen ziyaretimle beraber sergideki işler üzerinden canlılığın geçmişinin nerelere kadar uzandığı, yazılı tarihin ne kadarının bize kadar gelebildiği ve yazılı metinler arasına saklanmış dünyanın görselleştirilmesinin heyecan vericiliğini İrem’in çalışmaları üzerinden ifade edebilmeyi umuyorum.

"Close-up" yani "Yakın Plan" mikroevrenlere bakışımızı ifade eden bir sergi başlığı. Sanatçının bulduğu, kestiği, biriktirdiği, ürettiği, kazarak ortaya çıkardığı her bir iş kendisine daha yakından bakılmasını öneriyor. Yakınlaşarak, yaklaşarak, bütünleşerek, bir mikroskop camından bakarak, görmediğimiz bir evreni görünür kılıyor. 
Sergide iki ana başlık; ansiklopediler ve likenler göze çarpıyor. Likenlerle canlılığın tarihi; ansiklopedilerle sözcükler, harfler giriyor devreye. Sonra bir bütün olup birinin tanımladığı diğerinin yok ettiği, yeni bir tarih yaratımını ortaya çıkarıyor sanki. Robotlar ve Likenler, ansiklopedi sayfalarından alınan tanımlar, görseller ve üzerlerine giydirilmiş likenlerden oluşuyor. Sanatçının anlatımıyla tamamlandıklarında izleyiciyi bazı sorular sormaya götürüyorlar. Acaba şimdiye kadar geçmişimizden bize ulaşamayan başka neler vardı? Yakılan kütüphaneler, yasaklanan kitaplar ve hiç yazılamayanlarla ‘insan eli’nin bilgiyi ne kadar kesintiye uğrattığını öngörebiliriz belki, peki ya doğanın eli?

Robotlar ve Likenler, karışık teknik, 2019

Simbiyotik bir birlik olan likenler (mantar ve alglerin birleşmesiyle oluşan bir canlı türü); toprakta, kayalarda, taşlarda, ağaçlarda, ağaç kabuklarında dallarda, kemiklerde, deride, yünde, kerestelerde, evlerin duvarlarında, anıtlarda, kiremitlerde, mezar taşlarında, camlarda ve eski demir alet ve eşyalarda büyüyüp gelişebilirlerken[2] bir yandan aşındırma gücünü kullanıyor, kayaları parçalıyor, bir dönem yazılı tarihin geçirildiği taşları eşeliyor, harfleri yok ediyor; ardından kelimeler tükeniyor. Sanatçı Robotlar ve Likenler’le doğanın bilgiyi nasıl tüketebileceğini gösteriyor. Tüm bunlarla birlikte Henri Moore’un “Kültür organik bir süreçtir” sözü de haklı çıkıyor gibi.
​​​​​​​
Sanatçı 2016’da tamamladığı Silinen Şiirler Defteri’ni duvara giydirdiği yerleştirmesinde benimsenmiş tanımlamalar ve görüşlerden çıkıp bilmediğimiz ya da dillendirmediğimiz bazı tanımlamalar yapıyor. Bu yerleştirmede beklenen ya da bilinen tanımlamalar değil de bunların yerine geçen ve gerçek tanımlarmış gibi görünen karşılıklar yer alıyor. Biz izleyici olarak bu tanımları hiç çekinmeden benimseyelim mi yoksa kuşkuyla mı yaklaşalım bilemezken bir yandan galerinin duvarına yaptığı çizimler, yine bu tanımlara eşlik eden birer fiş gibi görünüyor. Bir yandan yine bu tanımların arasına yerleştirdiği üzeri likenlerle kaplı heykeller, kendileri gibi formal bilginin de geçici olabileceği ya da dönüşüme uğrayabilirliği üzerine bir anlatım sunuyor.​​​​​​​​​​​​​​​​​

Silinen Şiirler Defteri, yerleştirme, 2016

​​​​​​​Bir yandan bana ilk gördüğüm andan itibaren, yazının başlığını da aldığım Gustave Flaubert’in Yerleşik Düşünceler Sözlüğü kitabını hatırlatıyor bu yerleştirme. Flaubert’te ‘klişe’ görüşler ve sistematik bilgiyle insanın ne kadar içli dışlı olduğunu, günlük yaşamda kullandığımız bazı tanımların, onları belirleyenler dışarıda tutulduğunda olaylara bağlı olarak kişiselleşebildiğini ve değişebildiğini göstermiştir. Silinen Şiirler Defteri de bu kişiselleşmeyi sanatçının kendi tanımları üzerinden aktarıyor.

Kelimeler ve Rotiferler, yerleştirme, 2019

Kelimeler ve Rotiferler isimli iş sanatçının çalışma ortamından küçük bir simülasyon sunuyor. Bu işin sergilenmesinin kabin benzeri bir odacıkta kurgulanması bana kendimi gerçekten bir çalışma ortamı içerisinde hissettirirdi. Hayalimdeki şekliyle bu iş hem yerini hem de ismini bulmuş olur ve içinde bulunanı kapsayıcı özelliğiyle genelde dışarıdan merakla bakılan -aslında kendisi de bir beyaz küp olan- mini bir laboratuvarda hem sanatçının dünyasıyla hem de mikroskop camından bakarak yarattığı dünyayla bağının görünür ya da hissedilir kılınması açısından bu birebir ilişki beni daha çok içine alırdı diye düşünüyorum. Buna rağmen, Kelimeler ve Rotiferler evrende var olan ancak çıplak gözle göremediğimiz mikro-dünyalara bir mikroskobun lensinden bakma fırsatı sunarak, daha önce bu deneyimi yaşamamış bir insanın merakını gidermesini sağlıyor. ​​​​​​​
Meydan Larousse Açık Hava Müzesi, karışık teknik, 2019
Meydan Larousse Açık Hava Müzesi, karışık teknik, 2019
Meydan Larousse Açık Hava Müzesi, detay
Meydan Larousse Açık Hava Müzesi, detay
Ansiklopedileri kazıyarak ortaya çıkardığı Açık Hava Müzesi, eski uygarlıkları hatırlatan ve günümüz dünyasının insanlarını, onlarla karşılıklı bir bakışa zorlayarak, kendini görme ve yüzleşmeye davet ediyor sanki. Bu yüzleşmeye eşlik eden aynalar da bakma edimini daha çok zorlayarak kaçacak bir yer bırakmıyor adeta. İnsanın geçmişiyle ve doğayla yaptığı bu yüzleşme bir yandan da yok oluşu hatırlatıyor. İnsanın var oluşundan beri peşinde dolandığı kalıcı olma arzusuna karşı esas yazgımızı yani yok olacağımız gerçeğini de ortaya koyar nitelikte bir üretim olduğunu düşündürüyor bana. ​​​​​​​
16. İstanbul Bienali’nin mekânlarından biri olan Pera Müzesi’nde sergilenen ve beni de en çok etkileyen işlerden birini akla getiriyor Close-up; Simon Starling’in Parazit İstilası (Midye Kaplı Moore). Sanatçı bu çalışmaya Henri Moore’un heykellerinden birisinin kopyasını Ontario Gölü’ne daldırarak başlıyor ve heykel, istilacı zebra midyelerinin yaşam alanına dönüşüyor. İrem’in de çalışmalarında sıklıkla üzerinde durduğu; geçicilik, doğanın kendini yenileme gücü karşısındaki savunmasızlığımız ve yok oluşumuza bakarak Starling’in de bu yenilgiyi kabul eden tavrıyla karşımızda duran heykellerinin fotoğrafları ürpertici gerçekleri yeniden hatırlatıyor.

Simon Starling, Parazit İstilası (Midye Kaplı Moore), 16. İstanbul Bienali, 2019

ÖLÜM i. (ölmek’ten öl-ü-m).

Bu bir cenaze, her gün, her birimiz için
herkesin elleri önünde kavuşmuş ve ağlamaklı.
Yaratılanlar yaratanlarıyla yok olurlar,
Yaratılanlar yaratanlarıyla yok olurlar,
Yaratılanlar yaratanlarıyla yok olurlar.

İrem Tok, Silinen Şiirler Defteri, (İstanbul: Pilot Galeri, 2019)
[1]Gustave Flaubert, Yerleşik Düşünceler Sözlüğü, (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2015), s.4
[2] Atilla Yıldız, Eren Yurdakulol, “Likenler” Tabiat ve İnsan Dergisi. 2002 Yıl:36. Sayı:4. s.6

You may also like

Back to Top